Gündem

Yaşamın kaynağı toprak

0
Yaşamın kaynağı toprak
Yaşamın kaynağı toprak

İnsanoğlunun işleyerek gıda ürettiği, canlıların üzerinde yaşam sürdüğü, şarkılara, türkülere konu olan toprak, bol ve bedava zannedilse de gerçekler öyle değil. 510 milyon kilometre karelik dünyanın sadece 149 milyon kilometre karesi karadan oluşuyor. Bu gerçek hatırlansın diye, 5 Aralık tarihi Dünya Toprak Günü olarak kutlanıyor.

İnsanoğlunun işleyerek gıda ürettiği, canlıların üzerinde yaşam sürdüğü toprak ne sınırsız ne de bedava… 1 santimetre toprağın oluşması için bin yıllık bir süre gerekirken, kaybedilmesi ise çok hızlı olabiliyor. Erozyon, yanlış sulama, çölleşme ve yangınlar gibi etkilerle her yıl büyük miktarda verimli toprak kaybediliyor. BM’ye göre 110 ülkenin çölleşme tehlikesi var.

Üzerinde yaşam sürdüğümüz Dünya gezegeninin yüzölçümü 510 milyon kilometre kare olarak hesaplanıyor. Bunun dörtte üçü sularla kaplı ve karaların alanı 149 milyon kilometre kare civarında. Dünyada tarım için kullanılan alan ise 27 milyon kilometre kare ile sınırlanmış durumda.  Bu sınırlı toprak, üzerindeki insanlara, hayvanlara ve bitkilere yaşam için uygun ortamı sağlıyor. Gıda, doğrudan ya da dolaylı olarak topraktan temin ediliyor.

1 gram toprakta, bakteri düzeyinde milyonlarca canlı bulunuyor. Organik maddeler için uygun bozunum ortama sağlayan toprak, bitkiler için de uygun büyüme ortamını sunuyor. Tarım üretimi için uygun olmayan toprak dahi CO2 emilimi açısından önem taşıyor. Yani iklim değişimini önlemek için de toprağa ihtiyaç var. Toprak, bunlara ek olarak suların filtrelenmesini, yeraltı su kaynaklarını korunmasını da sağlıyor.

Dünya Toprak Günü

Toprağın önemini anlatabilmek, yeryüzü kabuğunda yer alan bu ince katmanın değerini ifade edebilmek adına, 2002 yılında ‘Uluslararası Toprak Bilimleri Birliği’, 5 Aralık tarihini ‘Dünya Toprak Günü ilan etti. BM ve 2013 yılında 5 Aralık’ı Dünya Toprak Günü olarak kabul etti. Dünyada yaklaşık 2 milyar insan çölleşme tehdidi altında… Sadece Afrika kıtası değil, Avrupa bile toprak kaybı ve çölleşme tehlikesi yaşıyor. Avrupa’nın yüzde 8’inde, yani 14 milyon hektarlık bir alanda yüksek çölleşme tehlikesi yaşanıyor.

İki bakanlık çalışıyor

Türkiye’de de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, toprağın korunması için önlem alınıyor, projeler yürütülüyor.

BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ne imza koyan Türkiye, sözleşmenin yol haritasına uygun olarak ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan biri olan ‘Arazi Tahribatı Dengeleme’ projeleri yürütüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü (ÇEM), bu amaçla ‘Türkiye Çölleşme Modeli ve Hassasiyet Haritası’, ‘Erozyon İzleme ve Değerlendirme Sistemi’, ‘Toprak Bilgi sistemi, ‘Arazi Tahribatının Dengelenmesi Karar Destek Sistemi’, ‘Ulusal arazi Örtüsü Sınıflandırma ve İzleme Sistemi’ gibi önemli projeleri yürürlüğe koydu.

5 stratejik hedef

2018’de kabul edilen ‘Çölleşme ile Mücadele Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı’na (2019-2030)’ göre Türkiye’nin 5 stratejik hedefi var. Bunlar: Etkilenmiş ekosistemlerin koşullarını iyileştirmek, çölleşme/arazi tahribatıyla mücadele etmek, etkilenmiş nüfusun yaşam koşullarını iyileştirmek, kırılgan nüfus ve ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak, BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin etkili bir şekilde uygulanmasıyla küresel fayda sağlamak, ulusal ve küresel ortaklıklarla sözleşmenin uygulanmasını desteklemek.

TÜBİTAK ve ÇEM iş birliğiyle, Türkiye Çölleşme Modeli ve Hassasiyet Haritası da oluşturuldu. Buna göre Türkiye arazisinin yüzde 18’i zayıf, yüzde 50,9’u orta ve yüzde 22,5’u yüksek çölleşme hassasiyet grubunda yer alıyor.  ÇEM ve TİKA iş birliğiyle, erozyona ve çölleşmeye karşı ulusal ve uluslararası eğitimler 20 ayrı eğitim verildi. Eğitime Afrika ve Orta Asya ülkelerinden de katılım sağlandı. 14 kurum ve 108 ülkeden 953 uzman bu eğitimlerde yer aldı.

Toprak Bilgi Sistemi (TBS) veri tabanı kurularak, 4 milyon hektarlık alanı temsil eden 3 bin 111 toprak verisi toplandı.

Erozyon izleme sistemleri

Türkiye erozyonla mücadelede dünya liderleri arasında yer alan, orman alanını artıran ender ülkelerden biri olmayı başardı. Bunların sonucunda 1970’li yıllarda erozyonla taşınan toprak miktarı 500 Milyon ton iken bugün ağaçlandırma, erozyon kontrolü, bozuk orman alanlarının rehabilitasyonu, mera ıslahı, aşırı otlatmanın önüne geçilmesi, zirai alanlarda gelişmiş sulama teknolojilerinin uygulanması gibi iyileştirme çalışmaları sonucunda 140 milyon tona düşürüldü. 2023 yılında ise hedef 130 milyon tonun altına düşürmek. Bu sayede toprak kaybı azalırken organik maddece zengin üst tabaka korunacak, verimlilik artacak, barajların ekonomik ömrü uzayacak, su kalitesi iyileşecek. Bu amaçla son 20 yılda 1 milyon 176 bin hektar alanda çalışma yapıldı.

Erozyon en çok meralarda

Arazi kullanımı açısından değerlendirildiğinde Türkiye’de yer değiştiren toprağın, yani erozyonun yüzde 53,66’sı mera, yüzde 38,71’i tarım alanlarında ve yüzde 4,17’si orman alanlarında meydana geliyor. Bunu önlemek için Dinamik Erozyon Modeli ve İzleme Sistem (DEMİS) ve Ulusal Dinamik Rüzgâr Erozyonu Modeli İzleme Sistemi (UDREMİS) kuruldu.

Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolüne ilişkin, 2012-2020 arasında 91 proje gerçekleştirildi. 2012-2017 arasında 44 tarla ve yol kenarları ağaçlandırma projesi yapıldı. 2013-2019 arasında 25 nehir havzasında, 360 sel havzası hedefi konuldu, 139 sel kontrol projesi üretildi.

Toprağa yasal koruma

5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile hangi sınıf tarım arazisinin hangi şartlarda, hangi yatırımlar için tarım dışı amaçla kullanılacağı düzenlendi. Birinci derecede önemli tarım arazilerinin tarım dışı kullanımı engellendi. Ayrıca tarım arazileri üzerinde plansız ve izinsiz yapılaşmaya da artık ceza uygulanıyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile 440 büyük ova koruma alanı ilan edildi.

Ağaçlandırma

22 milyon 621 bin hektar ile ülke yüzölçümünün yüzde 29’u ormanlarla kaplı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rakamlarına göre, son 20 yılda yaklaşık 5,7 milyon hektar alanda çalışma yaparak 6 milyar fidan toprakla buluşturuldu. Karbon yutak bölgeleri olan orman alanı, 20,8 milyon hektardan 23,1 milyon hektara çıkarıldı. 2023’teki hedef ise 23,4 milyon hektar.

Sulama anlayışı değişti

Türkiye’de suyun yüzde 70’i tarım sektöründe sulama amaçlı kullanılıyor. Bunun da yüzde 70’i geleneksel sulama, yüzde 17’si yağmurlama, yüzde 13’ü damla sulama. Türkiye’de erozyonun en önemli nedeni sularla toprağın taşınması olduğu için 2007 yılından beri bireysel, tarla içi modern sulama sistemlerine, hibe desteği veriliyor. Tarla içi damla sulama, yağmurlama, mikro yağmurlama, yüzey altı damla sulama, tamburlu sulama, güneş enerjili sulama sistemleri ile tarımsal sulama amaçlı güneş enerji sistemleri ile akıllı sulama sistemlerine hibe desteği sağlanıyor. 2007’den bugüne kadar 47 bin 264 proje, hibe kapsamına alındı. 4 milyon 703 bin dekar alan, bu şekilde modern sulama sistemlerine geçirildi. Hibe desteğinin maddi boyutu ise 2 milyar 13 milyon lirayı aştı.

Araziyi toplulaştırma

Toprak kayıplarının önemli nedenlerinden biri de miras yoluyla sürekli olarak toprağın bölünmesi. Bunu engellemek amacıyla arazi toplulaştırma çalışmaları yapılıyor. Türkiye’de 14,3 milyon hektar toplulaştırmaya uygun alan bulunduğu tespit edilerek, 8,7 milyon hektar alanda toplulaştırma yapıldı 2023’e kadar 8,5 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarının tamamlanması planlanıyor.

Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/cevre/yasamin-kaynagi-toprak-727121.html

İtalya’da karşıt görüşlülerin gösterileri sırasında olay çıktı

Önceki Haber

Anadolu Otoyolu’nda sis nedeniyle görüş mesafesi düştü

Sonraki Haber

Bunları da beğenebilirsiniz

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Gündem